Yalan yok, sessizlik iyidir

 

IMG_1076 (1)

sessizlikte yapılabilecekler-1

Artık moda bir koltuğa on karpuz sığdırmak. Her işi yapabiliyor olacaksın. Yok öyle sadece çocuğunu büyütüp onunla ilgilenmek. Çalışacaksın, ev işlerinde iyi olacaksın, en gurme yemekleri yapacaksın, eşinle aranı iyi tutacaksın, evin derli toplu olacak, çocukların bir aktiviteden öbür aktiviteye koşarak çılgınlar gibi oyunlar oynayacak, yaratacaksın, alışverişi yapacaksın, randevuları aklında tutacaksın..daha işte benim unuttuğum ama senin aklına gelen her ne varsa. Hıh, böyle olunca ve böyle yaşayınca gurur duyuyoruz, değil mi? Çok becerikliyiz. Herkes bize özeniyor.

Ama işin aslı öyle değil. Kendimizi kandırmayalım şimdi. Bir koltuğa on karpuz sığdırmaya çalışırken anamız ağlıyor da çaktırmıyoruz. Peki niye? Bir düşündün mü? Neden bu kadar zor olanı seçmek zorundasın? Muhtemel sebepler; elaleme güçlü görünme isteği, en başarılı çocuğa sahip olma isteği, en iyi yemek yapan, en bakımlı, en.. en.. en.. bir şeyler olma isteği.

Biraz rahatlasak. Gerçekten diyorum. İşleri bir bir üzerimize aldığımız için onlar bizim görev ve sorumluluklarımız oluyor. Gerek var mı? Zihnimizi bu kadar kalabalıklaştırıp, her işe bulaştırmasak çok basit ve mutlu bir yaşantımız olacak.

Ne yapmalı? Hemen söylüyorum. İşleri, görevleri, sorumlulukları çevremizdekilere delege etmeli. Çevremizdekilere de görev ve sorumluluk vermeli. Çok mu zor? Değil! Bu seçip seçmemekle alakalı.

Evet, çocuklarla da görev ve sorumluluklarımızdan feragat etmek mümkün. Kendine dürüst ol ama aşağıdaki soruları cevaplarken.

  • Neleri sen yapmak zorundasın?
  • Neleri gerçekten sen yapmak istiyorsun?
  • Neleri senin için başkaları da yapabilir?
  • Neleri senin için başkaları yapmak zorunda ama sen yapıyorsun?

Önceliklerini belirlersen iş kolay. Şimdi çocuklar uyudu. Ben mi? Yok vallahi, uyumak ilk önceliğim değil. Sessizliğin tadını çıkartacağım. Portakallı kurabiyeleri pişirmek için fırını ayarladım bile. Yapmak istediğim şeyleri yapmak için fırsat bulmuşum ne uykusu Allah aşkına!

Tamam, onlarla ev çok sesli, çok renkli ama yalan da yok hani, sessizlik de ayrı bir keyifli.

Not: Portakallı kurabiyeler pişince resmini ekleyeceğim bu arada.

Önce ben, evet ben.

IMG_1017

kahve tabii ki bahane..

Geçen gün iş çıkışı, bir arkadaşım ve onun yeni tanıştığım bir arkadaşı ile beraber bir yerlerde kahve içmek istedik. Eve gitmeden yani. Ben de benim her zaman gittiğim yere gidelim diye ısrar edince, yola koyulduk. Oturduk ve kahvelerimizi yudumlarken konu elbette ki, hayatımızdaki o minik insanlara geldi. Evet, evet hani şu çocuklarımız dediğimiz minik insanlar.

İşte okula gidiyorlar ne güzel oluyor, ödevler, el yazısı, ingilizce falan derken bir saat geçiverdi. Ben de “eh, ben müsaade istiyorum, eve gitme vaktim” dedim. Aman, demez olaydım. Gerçekten demez olaydım!

Ayak üstü 10 dk. sorgulamaya alındım. Nasılmış evde küçük çocuğum bakıcıdayken ben onlarla kahve içebilmişim, bütün gün işte özlemez miymiş insan çocuğunu, çok küçükmüş ve hep anneye ihtiyacı varmış, ben de bayağı rahatmışım, benim yerimde olsa koşa koşa eve gidermiş. Ve en son vicdan azabı çekip çekmediğim sorgulandı.

Yalan yok, sinirim bozuldu. Hayır, çok büyük bir suç işlemişim gibi davranıldığımı geçtim, benim seçimlerimden sana ne arkadaş? Sen beni yargılayacak yetkiyi nerden aldın? Ama hiç sevmem ağız dalaşını o yüzden kendimi anlatmaya bile çalışmadım. Karşımdakine baktım; zaten beni anlayabilecek kapasitede biri olsa böyle konuşmazdı. Bir tek “bu benim hayatım ve çok şükür memnunum hayatımdan” dedim.

Sonra eve gittim, sarıldım kocaman oğluma. Sonra öteki büyük de kıskandı, üçümüz sarıldık öpüştük koklaştık. “Anne Starwars’culuk oynayalım” dedi büyük olan. Aldık elimize ışın kılıçlarımızı, ufaklığı da Yoda yaptık aramıza aldık oynadık Starwars’culuk.

Vicdan azabı mı? Yok vallahi. Sıfır. İtirazı olan yapmasın kendi hayatında, ama ben yapacağım. Her gün o bir saatte gidip kahvemi içeceğim. Evet, önce ben diyorum. Çocuklarım için de ailem için de önce ben! Beğenmeyen öte gitsin bana da karışmasın.

 

Not: Bu konuda ki paylaşımım için @basitvemutluyasam‘ a bakabilirsin.

 

 

Yaşam basit, yersen!

Bana uzaylı gibi bakıyorlar böyle basit yaşam falan dediğimde. Samimi olanlar “deli misin çocuklarla ne basit yaşamı” diye direk damardan girerken konuya, daha mesafeli olduklarım “Hmm, öyle mi! Olabilir tabii” deyip bana inanmadıklarını ama ayıp olmasın diye inanmış gibi yaptıklarını belli ediyorlar.

Ama bir yandan da sorup duruyorlar;

  • evin nasıl bu kadar düzenli iki çocukla
  • hem iş hem çocuk zor olmuyor mu
  • akşamları hangi enerjiyle oynuyorsun çocuklarla
  • sosyal medyaya ne ara vakit buluyorsun
  • kendine nasıl vakit ayırıyorsun
  • hangi ara bu kurabiyeleri pişirdin
  • sabahın köründe kahvaltı hazırlamak zor değil mi
  • spor mu, hadi canım!
  • nasıl kilo verdin

Ben de diyorum, yahu yaşam gerçekten basit eğer sen onu zorlaştırmazsan.     O zaman da yok basit yaşam şehirde ne gezsinmiş isyanı ile başlayıp yok çok para olursa yaşam zaten basit olurmuş, yok onlar çok şanssızmış, yok benim annemler yanımdaymış, yok işim rahatmış, yok eşim yardımsevermiş diye devam ediyorlar.

İyi de tüm bunlara sahip olup olmamakla alakası yok ki yaşadığın hayatı basitleştirmenin. Senle alakası var. Evet, sadece senle. Her şeyi kendin dışındaki koşullara yükler her şeyde kendin dışındaki faktörlerde kusur bulursan haklısın tabii, yaşam çok zor. Ama işe kendinle başla. Bak gör her şey nasıl değişiyor!